garen.yöndem launching ...3 ...2 ...1

Surface Book Değerlendirmesi

11. Ekim 2015 15:00by Garen Yöndem

Microsoft’un Yaz başında duyurduğu Windows 10 Devices etkinliği geçtiğimiz Salı günü gerçekleşti. Etkinlikte Microsoft’un yeni cihazlar duyurması bekleniyordu hatta deyimi yerindeyse yeni cihazların yağmur olup yağacağı söylentiler arasındaydı ve beklenen oldu. Microsoft altı yeni cihazın, Band 2, Lumia 950 & 950 XL, Lumia 550, Surface Pro 4 ve Surface Book’un lansmanını yaptı. Etkinliğin temposu hiç düşmedi, her cihaz kendi kategorisinde inovatif ve iddialıydı. Benim için en şaşırtıcı değişikliklerden biri de Panos Panay’ın sunum yapma yetenğindeki gelişme oldu. Yeni pozisyonunun getirdiği motivasyondan kaynaklanıyor olsa gerek, super iş çıkardı :).


Surface Book Değerlendirmesi - garen.yondem.com


6 Ekim 2015 tarihi ileride hatırlanması gereken bir tarih olarak tekrar karşımıza çıkacaktır, dolayısıyla bu zamanları iyi değerlendirmek gerek. Uzun yıllar sonra Microsoft basının 100%’üne yakın kesiminden olumlu yanıtlar almaya başladı. Windows 10 lansmanından bu yana Microsoft hakkında en ufak bir kötü eleştiriye dahi rastlamak zorlaştı. Bu başarının arkasındaki etkenler ise Satya Nadella ile yeni Microsoft’un hedeflerinin daha net olması ve onlara sadık kalması gibi görünüyor. Bunu etkinlik boyunca Panos Panay’ın söylemlerinden de anlamak mümkündü. 2007’de başlayan ve Microsoft’un uzun süre seyirci kaldığı iPhone, Android furyasından sonra artık yeni bir çağ başlıyor gibi, ne dersiniz? Gelecek, 2in1 ve Continuum konseptlerinin günlük hayatımızın bir parçası olacağına işaret ediyor.


Lafı daha fazla uzatmadan Surface Book’a geçelim. Herkesin hem fikir olduğu gibi, Microsoft son yılların en iyi “one more thing” olayına imza attı. Surface Book etkinliğin sonuna bomba gibi düştü, Microsoft’a en yakın basın mensuplarının bile haberi olmayan (ve hayret verici şekilde hiç sızdırılmayan) cihaz sıradan bir dokunmatik ekranlı ultrabook gibi lanse edildi. Ardından tam her şey bitti darken şaka gibi lansıman videosunun devamı gösterildi ve Surface Book’un 2in1 olduğu ortaya çıktı. Panos Panay’ın bu süreçdeki oyunculuğuna da hayran oldum doğrusu.



Donanım ve Tasarım

Yaklaşık bir sene önce laptop’ımı değiştirmek için piyasa araştırması yaptığımda, Surface Pro 3 haricindeki 2in1 seçeneklerinin çok zayıf olduklarını görmüştüm ve Asus Zenbook UX303LN ultrabook almaya karar vermiştim. Surface Pro 3’ün benim için yetersiz olmasındaki sebepler ise, maksimum 8GB Ram'inin olması ve harici ekran kartının olmaması. Surface Pro 4 ile 8GB ve 16GB Ram olarak iki farklı seçenek duyuruldu fakat harici ekran kartı konusunda bir gelişme olmadı. Neyseki, hem Surface Pro 4 hem de Surface Book Intel’in güncel 6th gen Skylake işlemcilerini kullanıyorlar ve on-board grafik performansları bir önceki nesillerinden daha üstün.


Surface Book Değerlendirmesi - garen.yondem.com


Microsoft, Surface Book ile bu boşluğu da doldurmayı hedefliyor. Surface Book piyasada şimdiye kadar hiç görülmemiş bir mühendislikle klavye kısmında Nvidia GeForce GPU ve ekran kısmında Intel Skylake işlemci barındırıyor. Aynı zamanda her iki modülün de kendi pilinin olması tablet olarak kullanıma da imkan sağlıyor. Böylece klavye ile birlikte kullanıldığında, sisteme hem ekstra batarya hem de Nvidia GPU’nun gücü eklenmiş oluyor. Anakartın her iki modüle de yayılmış olması açısından, bu tasarım bir ilk ve harika.


Bu tasarımın ihtiyaç duyacağı güçlü bağlantıyı sağlamak için de Microsoft, Muscle Wire Lock adını verdiği bir kilit mekanizması geliştirmiş. Bu mekanizma hem sistemi güvenilir şekilde bir arada tutuyor, hem şarj olurken gelen enerji ile daha da güçlenerek sıkılaşıyor.


Surface Book Değerlendirmesi - garen.yondem.com


Bir diğer önemli tasarım özelliği ise Microsoft’un Dynamic Fulcrum adını verdiği menteşesi. Aslında Lenovo’nun Yoga 3 Pro modelinde kullandığı menteşe oldukça benziyor. Microsoft bu tasarımdan esinlenmiş olmalı fakat bir adım daha ileriye götürüyor. Dynamic Fulcrum menteşesi klavyenin kapladığı yüzey alanını genişleterek, genelde ucuz 2in1’larda gördüğümüz ekran kısmındaki ağırlıktan dolayı ağırlık merkezinin geriye kaçmasını engellemiş.


Surface Book Değerlendirmesi - garen.yondem.com


Surface Book’da bulabileceğiniz teknik özellikleri ise şöyle;


  • 13.5” Pixel Sense ekran

  • 6th Gen (Skylake) Intel Core i5 / i7

  • 3000 x 2000 çözünürlük, 267 ppi yoğunluk, 3:2 en-boy oranı, dokunmatik

  • 128GB – 1TB aralığında SSD depolama seçenekleri

  • 8 veya 16 GB Ram

  • Nvidia GeForce 1GB GDDR5 GPU

  • Stereo Hoparlörler – Dolby Audio

  • 802.11ac WiFi, BT4.0

  • Işık sensörü, akselerometre, jiroskop, manyetometre


Kapanış

Microsoft’un Surface Book ile Macbook Pro’yu hedef aldığına şüphe yok. Zaten sunum sırasında da Surface Book’un güncel Macbook Pro’dan 2kat hızlı olduğunu belirttiler. Apple’ın son kullanıcıya güçlü donanım satma konusunda ne kadar mütevazi olduğunu göz önüne alacak olursak, Macbook Pro ile yarışacak bir cihaz üretmek zaten zor değil. Bu noktada önemli olan, tasarım olarak da “değerli” imajını son kullanıcıya aktararak +1500$ seviyelerinde Apple’ın hakim olduğu %6’lık PC piyasasını kapmaya çalışmak. Çünkü son verilere göre dünya çapında PC satışları düşerken, satış hacmini en fazla büyüten marka Apple oldu. Aksi bir durumda Microsoft kendi partnerleriyle rekabet ediyor olacaktı. Bu arada, Dell, HP vb. Bütün donanım partnerlerinin etkinlikten önce Surface Book’dan haberi olduğu da dedikodular arasında. Buna rağmen nasıl sızdırılmamış hayret.


Surface Book Değerlendirmesi - garen.yondem.com


Sonuç olara Surface Book’un da kardeşi Surface Pro gibi piyasaya iyi geleceğini, piyasayı yönlendireceğini düşünüyorum. Surface serisi tam anlamıyla, Microsoft’un gelcek vizyonunu ve Windows’un geleceğini ifade ettiği bir seri haline dönüşüyor.


Görüşmek üzere!

Surface Pro 3 Değerlendirmesi

1. Haziran 2014 19:00by Garen Yöndem

Uzun süredir blog’u ihmal ettiğimin farkındayım. En son yazımın üzerinden neredeyse bir aydan fazla zaman geçmiş. Fakat oldukça geçerli mazeretlerim var.


Geçtiğimiz ay eğitim hayatım açısından oldukça önemliydi. Üç büçük yıl süren lisans eğitimimin ardından artık mezun olma zamanı geldi :). Dolayısıyla son final sınavları ve diğer yandan henüz ‘resmi’ olarak blog’da duyurusunu yapamadığım (ama büyük ihtimalle zaten farkında olduğunuz) Nagıt Tv projesi için video çekimleri derken blog’a vakit ayıramadım. İlerleyen zamanlarda bu konulara biraz daha açıklık getirmeyi düşünüyorum ama, şimdi asıl konumuza dönelim.


Microsoft geçen hafta beklendiği üzere Surface Pro 3 lansımanını gerçekleştirdi. Aslında beklentileri tam olarak karşıladığı söylenemez. Çünkü Surface Mini dedikoduları asılsız çıktı. Ya da etkinliğin ardında ortaya çıkan yeni söylentilere göre, metro ara yüze sahip Office sürümü etkinlik tarihine yetişmediği için Surface Mini duyurusu ertelendi. Şimdilik hangisi doğru bilmiyoruz.



Kesin olan bir şey varsa o da Microsoft'un Surface'a kafayı fena takmış olduğu. Steve Ballmer'ın CEO koltuğunu Satya Nadella'ya devretmesinden bu yana, piyasada artık radikal politikaları ile emin adımlarla ilerleyen farklı bir Microsoft var. Özellikle kökleri Ballmer dönemine dayanan, Microsoft'un partner firmalara ders verme ve yol gösterme politikası çok önemli.


Panos Panay'ın etkinlikte bahsettiği gibi, Microsoft'un Surface Pro 3'le amacı tablet/PC pazarını karşısına almak değil, kendi partnerleri için farklı bir kategori oluşturmak. Yani Microsoft, Apple'ın iPad ile yaptığı gibi piyasada kendisine has bir kategori oluştururken, Google'ın da Nexus serisi ile donanım partnerlerine örnek oluşturabilecek nitelikte cihaz tasarlama politikasını harmanlamaya çalışıyor. Buna benzer bir adım ilerleyen zamanlarda laptop kategorisinden Windows Phone kategorisine de sıçrarsa şaşırmayın derim.


Donanım

Surface Pro 3'ü Surface Pro 2 ile kıyaslarken Apple'ın sunumlarında yaptığı gibi; %40 daha hafif, %10 daha ince gibi cümleler kurmak mümkün. Fakat Microsoft bunu bir adım daha ileriye götürerek, etkinlikte soyut rakamlar yerine somut gerçekliklere yer vermeyi tercih etti ve sahneyi bir tartıya bıraktı.


Surface Pro 3 Değerlendirmesi - garen.yondem.com


Tartının bir yanına Macbook Air, diğer yanına ise Surface Pro 3 yerleştirildi ve Surface Pro 3 200gram daha hafif olduğu için havada kaldı. Ardından Surface Pro 3’ün tablet ihtiyacını da ortadan kaldırdığı vurgulanmak için Macbook Air’ın üzerinde bir de iPad Mini eklendi. Steven Sinofsky’nin Surface ile paten yapmasından bu yana, bu tip şovlar Surface etkinliklerinde gelenek haline dönüştü. Dolayısıyla şaşırmadım ama çok eğlendim :).


Şaka bir yana, Surface Pro 3, Surface Pro 2'nin ardından tam olarak üst model olabilecek teknik donanıma sahip. Öne çıkan bazı teknik detayları şöyle;


  • 2160 x 1440px (2K) ekran çözünürlüğü

  • Yeni soğutma sistemi

  • Sadece 800 gram ağırlık

  • Core i7 Haswell işlemci

  • Stereo hoparlörler – Dolby Audio

  • Yeni arka ayak (kickstand)

  • 9.1mm kalınlık


Bunların yanı sıra aksesuarlarda da geliştirmeler mevcut. Özellikle Surface Pen ve Microsoft Research ekibinin üzerindeki çalışmalarını takip ettiğim yüksek performanslı, düşük tepki süreli dokunmatik panel etkinliğin gözdeleri arasındaydı.



Yeni Surface Pen ve Surface Pro 3'te kullanılan panelin önceki jenerasyona kıyasla iki kat fazla basınç hassasiyeti olduğu belirtildi. Basınç hassasiyetinin yüksek olması, özellikle grafik tasarımcıların ince ve kalın çizgileri daha rahat ve doğal çizmelerine imkan sağlıyor. Surface Pen'le ilgili diğer önemli nokta ise, artık üzerindeki tek tuş ile OneNote'u açabiliyor olmanız. Teknik olarak dünyaları yerinden oynatmıyor olsa da etkinliği izlerken, oldukça kullanışlı olabileceği izlenimini edindim.


Surface Pro 3 Değerlendirmesi - garen.yondem.com


Kullanılabilirlik

Microsoft alıştığımız laptop tasarımlarının dönemini artık kapatmak istiyor. Bir zamanlar tower-pc'lerden laptoplara geçiş süreci yaşandı. Şimdi ise, klasik laptoplardan tablet/pc hybrid sistemlere geçiş süreci hız kazanıyor. Bu nedenle Microsoft'un Surface Pro 3 için kullandığı "Laptop'ınızın yerini alabilecek bir tablet" sloganı da dikkate değer. Ancak gerçek anlamda laptopların yerini alabilecek bir cihazın, güçlü donanımın yanı sıra klavyesinin de bir o kadar iyi ve uzun saatler çalışmaya elverişli olması gerekiyor.


İki gün önce gerçekleşen Dell Yıllık Analist Konferansında da yukarıda bahsettiğimiz konu gündeme geldi ve mevcut laptop kullanıcılarının %96’sının her gün klavye kullandıkları veya klavye kullanmalarını gerektiren bir işte çalıştıkları dile getirildi. Surface Pro 3’ün yüzey olarak bir önceki versiyonundan daha geniş olması da bu alanda avantaj sağlıyor. Yeni klavyenin bilek kısmı ve tuşları daha geniş, üstelik touchpad’de de fiziksel düğme özelliği gibi yenilikler var. Ayrıca ekranın alt kısmına ve klavyenin katlandığı noktaya eklenen ekstra mıknatıslarla, klavyenin tableti tutuşunu güçlendirmek ve masaüstü kullanımlardı klavyenin açı kazanmasını sağlamak mümkün oluyor.


Surface Pro 3 Değerlendirmesi - garen.yondem.com


Kullanılabilirlikten bahsederken, her yeni jenerasyonda açısını biraz daha genişleten kickstand’i unutmamak gerekiyor. Eski kademeli olarak açılan mekanizma yerine, sürekli olan ve istenilen açıda bırakıldığında sanki kilitliymiş gibi sağlam durabilen yeni bir mekanizma geliştirilmiş. Dolayısıyla maksimum 150 dereceye kadar açılabilen kickstand’i artık dilediğiniz açıda kullanabileceksiniz.


Ses ve oyun performansı

Ses performansının oyun performansından ayrı değerlendirilemeyeceğini düşündüğüm için bu kısımda her ikisini birlikte değerlendirmeye karar verdim. Etkinlik boyunca bahsedilmemiş olsa da Surface Pro 3’ün hoparlörlerinde küçük ama etkili olacak gelişmeler var. Zaten yazının ortalarında da Surface Pro 3’te öne çıkan donanımsal özellikleri sıralarken, yenilenmiş hoparlörlere de listede yer vermiştik.


Surface Pro 2’nin hoparlörleri çoğu zaman kullanıcı forumlarında en fazla şikayet toplayan başlıklardan biri oldu. Microsoft, Surface Pro 3’te bu duruma da elden geçirmiş. Surface Pro 2 ile kıyaslandığı zaman, hoparlörlerin ekranın iki yanında bulunan yeni konumları en dikkat çekici farklılık olarak öne çıkıyor.


Surface Pro 3 Değerlendirmesi - garen.yondem.com


HTC’nin telefonlarında kullandığı Boomsound yerleşimini andıran bu tasarım, kullanıcıya sesi yansıtmadan doğrudan aktardığı için günlük hayatta çok başarılı sonuçlar veriyor. Yeni konumlandırmaya ek olarak, Microsoft ses kalitesini bir üst seviyeye daha taşımak adına Surface Pro 3’ü Dolby Audio teknolojisi ile güçlendirmeyi tercih etmiş. Böylece aşağıdaki gibi kickstarter projelerini artık takip etmenize gerek olmayacak :).



Yazının sonlarına doğru gelirken, Surface Pro 3’ün en zayıf olduğu alandan bahsetmek ne kadar doğru bilmiyorum ama oyun performansı açısından fazla beklenti içinde olmamanızı tavsiye ederim. Lansmandan günler sonra Reddit üzerinden Panos Panay'ın gerçekleştirdiği AMA (Ask Me Anything) oturumunda doğrulanan bilgilere göre, Surface Pro 3’ün i7, i5 ve i3 modelleri için aşağıdaki listede görebileceğiniz gibi farklı ekran kartı modülleri tercih edilmiş.


  • i7 – intel HD graphics 5000

  • i5 – intel HD graphics 4400

  • i3 – intel HD graphics 4200


Bu şartlar altında Surface Pro 3’ten önceki jenerasyonlarda da olduğu gibi yüksek oyun performansı beklemek haksızlık olacaktır. Özellikle Titanfall gibi yeni oyunları oynamayı aklınızından dahi geçirmemelisiniz.



Surface Pro 3’ün 2160 x 1440px çözünürlüğündeki ve 3:2 oranındaki ekranı oyun oynamayı neredeyse imkansız kılıyor. Pek çok oyun, bu çözünürlüğü veya oranı desteklemediği için görüntü ekranın ortasında ufak bir kare olarak kalıyor ya da ekranın alt ve üst kısımlarında siyah bantlar oluşturuyor. Güncel oyunlardan sayılabilecek Diablo 3 gibi, nadir seriler haricinde oynayabileceğiniz oyun yelpazesi oldukça dar. Oynadığınız oyunlarda da düşük FPS (Frame Per Second) değerleri görmeyi baştan kabullenmiş olmanız gerekiyor.


Surface Pro 3 ana laptop’ım olur mu?

Etkinlik ve takip eden birkaç gün boyunca “işte sıradaki laptop’ım bu olmalı!” şeklinde düşünüyordum. Surface Pro 3’ün pek çok açıdan Surface Pro 2’nin üstünde olduğu aşikar. Ekranın 12”’e yükseltilmesi, süper hafif olması ve nihayet i7 işlemci seçeneğine de sahip olması benim için oldukça güzel gelişmeler. Ancak, hala tam olarak istediğim seviyeye ulaştığını söylemem mümkün değil. Gerekçelerimi sunmadan önce Surface Pro 3’ün tablet olarak kullanım senaryosuyla ilgilenmediğimi belirtmem gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar, “keşke yanımda tablet olsaydı” dediğim bir durumla hiç karşılaşmadım.


Surface Pro 3 iş hayatında sorun çıkarmayacak olsa da, günlük hayatta oyun oynamak istediğimde beni yarı yolda bırakacak gibi görünüyor. Sıkı oyuncu olmamakla beraber pek çoğunuz gibi benim de Steam, Origin vb. hesaplarım var ve rastgele bir oyunu bilgisayarıma indirdiğim zaman çözünürlük sorunları yaşamak hoş olmayacaktır. Kişisel olarak 14”-15” altında ekran boyutuna sahip bir cihazı, ana laptop’ım olarak kullanmaya alışabileceğimi de düşünmüyorum. Dolayısıyla şimdilik Surface Pro 3’e sıradaki laptop adaylarım arasında ön sıralardan yer veremiyorum.


Umarım Surface Pro 4’te Microsoft ekran boyutunu biraz daha yükseltir ve Nvidia olmasa da, en azından Intel İris Pro ekran kartına yer verir.

Görüşmek üzere!

Top Task List Uygulaması Artık Türkçe

28. Ekim 2013 09:00by Garen Yöndem

Kendime uygun uygulamayı ararken en çok istediğim özellik, gün içinde yapmam gereken görevleri olabilecek en basit ve anlaşılır şekilde geniş tile’da görebiliyor olmaktı. Kısa zaman önce keşfettiğim bu uygulamaya ile aradığım bütün özelliklere sahip oldum. Üstelik daha önce denediğim neredeyse bir düzine ‘görev listeleme’ ve ‘organize etme’ uygulamasında bulamadığım performansı Top Task List uygulamasında buldum. Tabi bu kadar beğenmiş olmamda uygulamanın live tile tasarımının ve hemen hemen istediğiniz her şeyi ana ekrana pinleyebiliyor olmanın payı büyük.


Uygulamayı çok beğendiğim için geliştiricisiyle (Vladimir Pogrebinsky) tanışmak ve bir şekilde katkıda bulunmak istedim. Bu arada uygulamanın yaklaşık 12 dile tercüme edilmiş olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Ancak ne yazık ki Türkçe dil desteği yoktu ve Türkiye Store’da kullanıcılardan çok sayıda talep vardı. Dolayısıyla sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, kolları sıvayıp bu yönde bir öneride bulundum ve olumlu cevap aldım.


Yaklaşık bir buçuk aydır devam eden seri mailleşme ve string transferi sürecinin sonunda nihayet bugün uygulama yeni özellikleri ve Türkçe dil desteği ile yayına alındı.



Uygulamanın ismi farklı bölgelerde tutarlı olması adına tercüme edilmedi. Ancak bu uygulama şu anda Windows Phone Türkiye Store’da Türkçe arayüze sahip indirebileceğiniz en iyi görev yöneticisi uygulaması. Dolayısıyla denemenizi tavsiye ederim. Gözden kaçırdığım rekabetçi, güzel bir uygulama varsa yorumlarda yazın lütfen.

top task list windows phone tag- garen.yondem.com

Nokia Software Updater (NSU) ile Amber ve GDR2

29. Ağustos 2013 10:00by Garen Yöndem

Windows Phone kullanıcısıysanız herhangi bir şekilde internet üzerinden bu güncellemelerden haberdar olmuşsunuzdur. Çünkü Microsoft yaklaşık bir aydan bu yana güncellemeleri cihazlara dağıtmaya başladı. Ancak ülke bazlı olarak veya operatörlerin güncellemeyi geç onaylamalarından dolayı, istatistiklere göre şimdiye kadar piyasanın sadece %20’si güncellemeyi indirebildi.


Operatörlerin güncellemeyi onaylamaları konusunu biraz daha açacak olursam. Şirket kuralları gereği Microsoft GDR2 güncellemesi ile gelen yeni Data Sense özelliğini operatörlerin insafına bıraktı. Neyse ki geçen hafta düzenlenen Nokia Lumia 925 Türkiye lansımanında Türkiye’deki bütün Windows Phone cihazların Data Sense özelliğine sahip olacağı, herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olmadığı duyuruldu.


Konumuza geri dönersek, güncelleme geldi mi gelmedi diye OTA (Over the air update) üzerinden günde on kere kontrol ederken, en nihayetinde 46 Mb’lık ne idüğü belirsiz bir güncelleme aldım. GDR2’nin ve Amber’in vaad ettiği hiçbir özellik de gelmemişti. Dolayısıyla hevesi kursağında kalmış biri olarak forumlarda gezerken Nokia Software Updater for Retail adında bir tool’la karşılaştım. NSU kısaca teknik servislerin cihazları sıfırlamak ve temiz kurulum yapmak için kullandıkları bir araç. Bu noktada işin en güzel yanı son kullanıcının da bu yazılıma ulaşabiliyor olması ve Nokia serverlarında GDR2’nin Amber’le birlikte kuruluma hazır olması. GDR2 ve Amber güncellemeleri normal yollarla (OTA üzerinden) sizin cihazınıza ne zaman gelir bilinmez ama, şimdilik bu yöntem ile güncellemeleri anında kurabilirsiniz.

Sıra kurulumda

Dikkat: İşlemin cihazınızın garanti kapsamı dışında kalmasına yol açabileceğini göz önüne almalı ve kurulum esnasında bağlantı kopukluğu olmamasına dikkat etmelisiniz.


Nokia Software Updater (NSU) ile Amber ve GDR2 - garen.yondem.com


Nokia Software Updater’ı kurup çalıştırdıktan sonra cihazınızı bilgisayarınıza bağlayın ve cihaza ait güncelleme olup olmadığını kontrol etmesini bekleyin.


Nokia Software Updater (NSU) ile Amber ve GDR2 - garen.yondem.com


3047.0000.1326.xxxx numaralı güncelleme GDR2 ve Amber’i içeriyor. Kuruluma başlamadan önce dosyalarınızın ve uygulama listenizin yedeklerini almayı unutmayın. Ekranda kullanıcı verilerini silmek için seçenek varmış gibi gözükse de seçimi kaldıramıyorsunuz. Hard reset yapmaya mecbursunuz.


Nokia Software Updater (NSU) ile Amber ve GDR2 - garen.yondem.com


Güncelleme indikten sonar kurulumu için de bir süre beklemeniz gerekiyor.


Nokia Software Updater (NSU) ile Amber ve GDR2 - garen.yondem.com


Ortalama 40 dakika sonra bütün işlemler bitmiş oluyor. Aldığınız yedekleri de geri yükledikten sonra Glance Screen, Data Sense, Fm radio vb. birçok yeni özelliğin tadını çıkarmaya başlayabilirsiniz.

"Akıllı" Saatler

16. Temmuz 2013 21:30by Garen Yöndem

Konu akıllı saatler olduğunda makaleler genellikle “son zamanlarda” diye başlıyor. Bu klişe kelimeler akıllı saatlerin üzerine yapıştı adeta. Akıllı saatlerin şimdiye kadar günlük hayatımızda köklü bir yer edinememiş olmalarının da bu durumun gerçekleşmesinde payı var. Akıllı telefonlar her tarafımızı sarmışken, akıllı saatler cephesinde işler aynı hızda ilerlemedi ve çok dar kullanıcı tabanı edinebildiler. Oysaki akıllı telefon piyasasında çok büyük başarılar elde etmiş, Sony, Samsung, LG gibi firmalar da akıllı saat piyasasında sık sık bulundular.

 

Bugüne kadar

Akıllı saatlerden bahsederken Casio’yla başlamak lazım. Genelde dağ yürüyüşü (trekking) konseptinde yoğunlaşan firma, 1999 yılında Dünya’nın ilk GPS’li saati olan PRT-1GPS modelini, 2000 yılında da Dünya’nın ilk kameralı saati WQV2’yi piyasa sürdü. Satışlar hakkında net bilgi olmasa da Casio’nun akıllı saat piyasasının öncülerinden olduğu aşikar.

 

Casio GPS PRT-1GPS Casio WQV2 - garen.yondem.com

 

Fakat bugünlerde akıllı olarak nitelendirebileceğimiz saatlerin özelliklerini değerlendirmek lazım. Yoksa kronometresi veya takvimi olan elektronik saatlere de akıllı saat diyerek hata yapmış oluruz. Akıllı saatlerin özellikle çevremizdeki en az bir cihazla konuşabilmesi gerekiyor. Vücudumuzun çeşitli yerlerine yerleştirdiğimiz sensörlerden gelen verileri değerlendirebilmeli, çalışma masamızdaki bluetooth hoparlörümüze play/pause gibi komutları gönderebilmeli veya telefonunuzu bardaki masada unuttuğunuzda sizi uyarabilmeli. Son iki yılda başarı yakalaşım akıllı saat projelerinde bu özelliklerin hepsi veya bazıları mevcut. Bu noktada asıl problem, üreticilerin şimdiye kadar en son kullanıcıyı hedeflememiş olmaları.

 

Yıllarca Casio gibi diğer firmaların da hedefinde sporcular veya çok dar kullanıcı kitlelerine sahip alanlar oldu. Bazı telefon üreticileri ise cep telefonunu kol saati yapmak istediler. Kol saatinden telefon görüşmesi yapma fikri ilk bakışta inovatif bir fikir gibi görünse de pazarda talep görmedi. Çin’li dostlarımızın ürettiklerini bir kenara koyarsak, en güzel örneklerden biri LG’nin Google’la işbirliği yaparak 2009 yılında piyasaya sürdüğü GD910 modeli. Gorilla Glass capacitive ekranı ve video görüşme için ön kamerası var. Ancak ne yazık ki cep telefonunun kol saatine evrimi gerçekleşmedi ve bu konsept sessizce piyasadan yok oldu.

 

LG GD910 - garen.yondem.com

 

Bence

Bireysel tecrübemden bahsedecek olursam, ilk akıllı saatimi 2003 yılında dealextreme’den satın aldım. Saatin 2”ekran, 2Gb hafıza, mp3/mp4 oynatma, ses kayıt gibi sıradan mp3 çalar özellikleri vardı. Bu özellikler günümüzün akıllı saat niteliklerinin yanından bile geçmiyor ama on yıl önce bu tip saatlere akıllı saat deniliyordu. O zamanlar Türkiye’de kolunuzdaki saatten kulaklıkla müzik dinleyerek sokaklarda gezdiğinizde, çevrenizdekilerin bakışlardan dolayı kendinizi uzaylı gibi hissedebilirdiniz. Neyse ki o yıllar geride kaldı. Geride kalmasındaki en büyük aktör ise Apple oldu.

 

Pebble Agent - garen.yondem.com

 

Son yorum

Apple iPod Nano 6th gen.’le geniş kitleleri akıllı saatle tanıştırdı. Fakat akıllı saat pazarını erken terk eden Apple’ın hareketlendirdiği piyasa küçük girişimlere ilham kaynağı oldu. Sonuç olarak yazının başında bahsettiğim büyük firmaların tutunmakta zorlandıkları akıllı saat pazarında, kitle fonlama yöntemiyle rekor düzeylerde fonlanan girişimler yer almaya başladılar. Bu girişimlerden ilki 2012 yılında Pebble ve onu takip eden 2013 yılında Agent oldu. Pebble hedefinin yüz katı olan yaklaşık 10.000.000$’lık fonu toplamışken, Agent hedefinin on katına ulaşıp 1.000.000$ toplayarak kitle fonlama dünyasına damga vurdular. Bu da büyük firmaların çoğunun, tüketicilerin talep ettikleri türde akıllı saatler piyasaya süremediklerini gösteriyor. Apple’ın yokluğundaki iki yıllık süreçte akıllı saat piyasasındaki hareketlilik göz ardı edilemez. Apple’ın bir yıldır devam eden iWatch dedikoduları bir yana, Microsoft’un da Surface Watch adıyla akıllı saat kervanına katılacağı yönündeki söylentiler, akıllı saat pazarının önümüzdeki yıllarda da hareketli olacağını gösteriyor.

 

Yine de gönlümün bir numarasını önümüzdeki birkaç sene hiç bir akıllı saatin yerinden edebileceğini düşünmüyorum. Eurotech Zypad WL1500;

 

Eurotech Zydpad WL1500 - garen.yondem.com

 

Windows CE işletim sistemi, Wi-Fi, GPS, ful usb port, Micro SD kart ve 3.5”lik dokunmatik ekrana sahip. Listenin devamına buradan ulaşabilirsiniz. Ancak cihaz 2011 yılında duyurulmasına rağmen ne yazık ki henüz piyasaya çıkmadı. (üzgün yüz)

 

Umarım akıllı saatler, telefonumuza gelen Twit'leri okuyabileceğimiz bluetooth aksesuarlar olmaktan kurtulurlar ve gerçek anlamıyla son kullanıcıya yardımcı olacak işlevler kazandırılarak piyasada hak ettikleri yeri bulurlar.

 

Tekrar görüşmek üzere!